Bu sabah tam da istediğim gibi yayıla yayıla yattım,ohooo ne rüyalar ne çılgınlıklar. On buçuk gibi kalktım kahvaltı hazırlığının yanında yemek hazırlığına da başlıyorum. Sabah dokuz gibi Pınar aradı hal hatır sormaca ve yüzünü görelim gel daveti ile beni şenlendirdi. Babamın kapuska isteğini karşılayabilmek için kolları sıvadım. Önce kuzu kuşbaşını bol soğan ile soteliyorum ve etlerin rengi dönüp suyunu salınca üzerine sıcak su ile örtüp tencerenin kapağını kapatıp kısık ateşte yaklaşık elli dakika etleri pişiyorum. Daha sonra ince ince doğradığım lahana ile etleri buluşturuyorum,sulandırdığım biber salçasını da bu karışıma ekleyince son olarak bir yemek kaşığı limon suyunu da bunlarıın üstünde gezdiriyorum. Bu karışıma yarım su bardağı sıcak su ilave edip kısık ateşte kırkbeş dakika pişiriyorum. Sonrası bir lezzet kumkuması, kilolar bu durumda peşinizi bırakmıyor doğal olarak. Babamın isteği üzerine pişen kapuska fırınlanıyor,onun da fotoları yazının sonuna yetişecek sanırım. Bu pişirme tekniği Bulgaristan usulu oluyor,bilmeyenlere duyurulur.
 |
| Kapuska pişmeden önce |
Yemek pişerken duşumu aldım, sabah kalkınca özellikle almamıştım üzerime sinen yemek kokularından bir kalemde sıyrılmak istedim. Oooh, su olmasa idi kesinlikle hayat olmazmış. Artık kızlarla kontakt kurup B planına geçme zamanı. Pinariko'da Azra'nın arkadaşı var onlar gelemiyor,Öz tayyareden sebeplerle (bana göre) gelemiyor. Olsun ben bugünü Kemeraltı için ayırdım planımı aynen uygulamaya geçiriyorum. Yola çıkıyorum çıkmasına ancak trafik felaket. Gaziemir Konak arasını tamıtamına bir buçuk saatte gidebildik. Allah'tan ben tecrübeli bir otobüs yolcususu olarak güneşin yönünü hesapladım ve gölgede oturuyorum kıh kıh...Hava tam yaz havası hemen montumu çıkardım ve kısa kollu tişörtüm ile yaz havasına giriverdim. Kemeraltı'nda gideceğim noktalar belli;gözlükçü,parfümeri,saatçim. Yarım saatte işlerim bitti,birde ödül olarak kendime bir tişört aldım.Ancak deneme kabinlerinde kuyruk beklememek için bedeni göz kararı aldım,evde deneyince bir beden büyük olmalıymış dedim ve iş çıkışı bir akşam bana yine Kemeraltı göründü.Ne yapalım canım sağolsun,tişörtü bu hali ile giymem biraz zor. Dönüş yolu yine uzun olacak dedim ve içim kıyılmasın diye bir kumruyu üç beş lokmada sildim süpürdüm. Ben iflah olmaz bir oburum artık eni konu bu durumumu kabulleniyorum:(( İnsan yiyecek nevinden herşeyden bu kadar çok zevk alabilir mi? Pes pes pes. Doğum günüme kadar beş altı kilo versem ne kadar hoş olur:)) Gerçekten de dönüş yolu yine felç,zaten Konak'ta kırk dakika otobüs bekledim ve üstün çabalarım ile otobüsün gölge tarafına oturarak bir buçuk saatlik yolu daha çekilir hale getirmek için
radyo 35 dinliyorum. Dönüşte Pinarikoma uğrayacaktım ama aradım parktalar. Bende ana kız onları beş çayına davet ettim. Fırından tatlı tuzlu birşeyler aldım ve çayı demledim kuzucuklarım da geldiler. Hula hop almışlar olmayan ince belim ile hulahop çevirmeye gayret ettim ama nafile,çok çalışmam gerek çoook. Ben yine tatlılar ve tuzluları üzmedim bir çırpıda silip süpürdüm. Kuzular çok oturmadı bu arada Fetoşum ile de görüştük,Brighton ve İzmir arasındaki hava durumunu mütalaa ettik işte öyle.
 |
| Kapuska nar gibi karartıldıktan(!!) yani kızartıldıktan sonra |
Akşam yemeği için kolları sıvadım ve kapuskayı babamın tabiri ile fırında çıtır çıtır kızarttım,hatta biraz kararttım. Üzerine kırmızı pul biber en acısından çok yakışırdı ama babamın acı ile arası yok artık ben yerken serpiştiririm.
Bu kadar yemek mevzusunun sonunda bugün kesinlikle yürüyüşümü yapacağım hadi bana eyvallah.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder