31 Aralık 2011 Cumartesi

Yılın son günü....

    Uzun zaman sonra yılın son gününü evimde yayılarak geçiriyorum.Sabah Pinarikomun telefonu ile uyandım ve apar topar hazırlanıp kahvaltıya koştum.Onlara noel anne olup hediye götürdüm.Azracık iki gündür hasta yatağa yapışmış yatıyordu.Acele ile kahvaltımızı yaptık ve kontrol için hastaneye gittik.Sonuç idrar yolları artı boğaz enfeksiyonu,yavruyu bitap bırakmış.İlaçlarını alıp eve döndük,Azranın gözü biraz açıldı.Benim ona aldığım kitabı bir o bir ben okuyarak bitirdik,pek eğlenceli oldu.Öğlen gibi onlara iyi yıllar dileyerek eve geldim.
  Aynaya baktım kendimi kötü hissettim hemen kuaföre gidip saçımı boyattım,kaş,oje falan derken hafiflemiş olarak ordan ayrılıp eve uçtum.Geleneksel yeni yıl aramalarımı yaptı.Arkadaşlarım çok sevindiler teşekkür ettiler,sevgilerin karşılıklı olması çok güzel.Ben bunu daha uzun yıllar yapabileyim istiyorum.Merak ediyorum gece oniki de ilk arayanım kim olacak????
  Bu yıl ufak tefek mevsimsel manik ataklar dışında kayda değer bir sağlık problemim olmadı,hatta romotoloji ilaçlarımı kesti bile.Para sıkıntım olmadı,iki kez yurtdışına çıktım on ülke gördüm.Mesleki anlamda da güzel bir yıl geçirdim.Tüm bu güzellikler için şükürler olsun,teşekkürler tanrım.
 Ancak yeni yılda maddi olarak biraz çalkalanacak gibiyiz.Sebebi öncelikle oğluşun okuluna destek olmam gerekiyor bir de kiracımız evi boşalttı kendi kiramızı cepten ödeyeceğiz.Evi bir müddet boş tutacağız satıyoruz.Bakalım bir işlere giriştik yüzümüzü kara çıkarmayız inşallah.
  Eski yılı kuzu kuzu evde oturarak uğurluyorum ama yeni yılı yine çok ama çok gezerek geçirmek istiyorum,gerekli mercilere duyurulur.Şaka biryana öncelikle sağlığımın şahane olacağı bir yıl olsun gerisi teferruat olur biter(Birolcuğum kulakların çınlasın)
  Herkese güzellikler getirecek yeni bir yıl diliyorum,sevgiler....
 

29 Aralık 2011 Perşembe

2011 Gitti gider...

   Acısı ile tatlısı ile,gezmeleri gezememeleri ile 2011'i de uğurluyoruz.Geriye dönüp bakınca bol gezi, bol eğlenceli,bol aksiyon,maniler,depresyonlar arasında geçip giden bir koca sene idi.
  En büyük trajedi ise Sevim teyzeciğimin artık bizlerle aynı havayı solumayacak olmasıdır diyebilirim.Canım benim nasıl da kuş olup uçuverdi öyle ansızın,hiç ummadığımız beklemediğimiz bir dönem idi.Diyalize iyice alışmış,Mehmet amcayı ve davranışlarını çok da kafasına takmamaya başlamışken nerden çıktı o cani adam 2 cana kast etti durup dururken.Tüm sevenleri,akrabaları, büyük, küçük herkes için için arkasından gözyaşı döktü.Yeri asla doldurulamayacak tatlı mı tatlı,şeker mi şeker, çok görgülü,benim diyen çok okumuş bilmiş kadını cebinden çıkarırdı.Mekanı cennet olsun,huzur içinde uyusun dinlensin diyorum....Canım benim seni çok sevdim ve hep seveceğim,annemden sonra sıkı sıkı beni sarıp seven kadın iyi ki seni tanımışım....
  Bizim aile de kayda değer bir gelişme var nı?var,oğluş tekrar okullu oldu herşey gönlüne göre olur inşallah,Yine yılın son günlerinde işinden ayrıldı ve freelance çalışma kararı aldı,benim ne kadar paniklediğimi tahmin edersiniz.Ancak oğluş ard arda iki üç işlerinin olduğunu telaşlanmamam gerektiğini söyleyip beni ratlattı ama işte ama...Ödemesi gereken bir okul kredisi ve kirası var,ayrıca İstanbul gibi bir dev kazandan karnını doyurması gerekiyor.Ben herkes için iyilik güzellik dilerken;goca babuçlu rabbım bana ve oğluşuma herdaim huzur verecektir buna gönülden inanıyorum.
  Ben 2012 yılının da aileme sağlık,huzur,bereketli kazançlar getirmesini diliyorum.Aynı dilekleri tüm sevdiklerime de gelsin,amin....   

6 Aralık 2011 Salı

Günler günleri kovalar...

   Yaşam hızla avuçlarımın arasında akıp gidiyor. Yine yılın son ayına geldik,bir yaş daha gençleştik. Hayata devam edenler ve yarı yolda inenlerle akıp gidiyor günlerim. Bu sene güzel geçti oh oh pek keyifli idik derken Kasım'ın son günü tonton Sevim teyzeyi çok acı bir trafik kazasında yitirdik. Üç dört gün bende cenaze evinde idim,hayatın ne denli kısacık olduğunu orda konuşulanlardan da anlıyorsun. Gelenlerin kimisi çocukluğunu,kimisi gençliğini,kimisi de son dönem diyaliz günlerini anlatırken herşey ne kadar hızlı yaşanmış demekten kendini alamıyor insan. Sevim teyze'den yemek yapımı konusunda aldığım bir iki nasihat var hiç unutmayacağım. Ben inanıyorum ki her nereye gitti ise sadece çok çok çocuklarını özleyecek,birde huysuz ve tatlı Mehmet amcayı da biraz özler gibi geliyor. Onun dışında diyaliz bittiği için çok da mutludur bile. Bundan sonra hayat Mehmet amca için çok ama çok zor olacak. Allah geride kalanlara sabır versin. Belli aralarla gelen ölüm olayları insanın yaşamını sorgulaması için iyi bir vesile oluyor.
  Şunu çok iyi anladım ki hiç kimseyi kırmadan,incitmeden bir yaşam sürmek hayatı anlamlı kılıyor. Öldükten sonra giden için göz yaşı dökmek pişmanlıklarımıza yapılan yakarışlar aslında. Birinin ardından çok ağlamamak için yani pişmanlık yaşamamak adına tek yapmamız gereken şey bağışlayıcı olmak olsa gerek.
  Seni çok sevmiştim Sevim teyzem nur içinde yat,mekanın cennet olsun..                                       

20 Kasım 2011 Pazar


Uzun süredir eteğimde ki taşlar birikti ve ben yine tembellik yapıyorum,elim tuşlara varmıyor.Yukarıda ki fotoğraf en son yurtdışı gezimde bir mutluluk anı.Bu yıl bitmek üzere ve ben oldukça iyi gezdim.Dilerim 2012 yılı da pek çok gezilerle gelir.Hep sevdiklerimle hep keyifle nice günler beni bekliyor olsun....

27 Nisan 2011 Çarşamba

25 Nisan 2011 Pazartesi

Denemeler...

    Vitnam da bulunan Halong körfezinden panoramik bir görüntü........İkinci fotoyu yükleyemiyorum amaa:((

20 Nisan 2011 Çarşamba

Vietnam'dan

          
       Cu Chi tünellerinde Amerikalılara karşı özgürlük mücadelesi vermiş kahraman Vietnamlı askerler...

Yaşasııııınnnnn......

Bu akşam tekrar denedim veeee evdende bloguma ulaştım yaşasııınnnn:)))Şimdi bir iki tane fotoğraf ekleyebilirsem çok ama çok mutlu olacağım.Deneme bir iki bir iki....

Günler günleri.....

 Sevgili blog sana evden ulaşamıyorum işyerimde de çok fırsatım olmuyor yazmaya. Oysa ben son gezinin fotoğraflarını yükleyip uzun uzun seyahatimizi anlatmak istiyordum .Fotoğraflarım evdeki bilgisayarda yüklü notlarım bir defter evde açıkçası işyerimde malzemem yok .Bende bugünün genel grev olması nedeniyle bir nefes birşeyler paylaşayım istedim. Oğluşum evim babam şükür problemsiz,beni tek düşündüren Karataşta ki evi satıp Gaziemirden ev alabilmek. O da hemen olabilecek bir iş değil,önce Karataşta ki evi derleyip toplamak gerekiyor sonrada orası satılırsa üstüne bir miktar kredi çekmek gerekiyor....ödemeler nasıl olur babam yardımcı olur mu hep bir bir zihnimi kurcalıyor. Biraz taksiratcı olup amaan herşey olacağına varır diyerek çok da üstünde durmamaya gayret ediyorum,ne yapalım biz ne kadar plan yaparsak yapalım kaderin oyunu hep galip geliyor.  Sağlıklı olmamın keyfini çıkarmaya çalışıyorum, güzel anları doyasıya yaşıyorum. İş hanem ev hanem gönül hanem hep yolunda daha ne isterim ki.
    Bu bir yıldır yaptığım seyahatler, ömrüm boyunca unutamayacağım görüntüleri hafızama kazıdı. Artık babaanne olunca torunlarıma anlatacağım çok eğlenceli hikayelerim oldu. Hele o uyduruk makinemle çektiğim fotoğraflar her izlediğimde beni yine o diyarlara sürükleyip götürüyor. Bu seyahatimin görüntülerini paylaşım sitesinde falan paylaşmadım,Zeynep kem göz var kem bakış var diye içime bir kurt düşürdü. Ben de sadece yakın dostlarımla o anları paylaştım keyifli idi.

12 Nisan 2011 Salı

Baharı bekleyen kumru....

 Geziden döneli 10 gün oldu,ama ben bloguma erişemediğim için birşeyler karalayamadım.Sistemde bir değişim var ki, ben ha denince bloga ulaşamıyorum,hayırlısı bakalım.Oysa ben sıcağı sıcağına neler anlatacaktım neler.Zaten fotoğraflarımı çok yakın arkadaşlarımla paylaştım gördüklerim yediklerim herşey ortada.Gezerken görüntüler birbirine karışıyor,nerde ne olmuştu çok farkına varamıyorsunuz.Ancak gelince fotoğraflar tek tek yaşanan o kareleri gözünüzde canlandırıyor ki bu çok çok hoş bir duygu seli yaşatıyor.İyi ki gitmişim iyi ki gezmişim demekten kendinizi alamıyorsunuz.Bir kere Uzakdoğu ayrı bir iklim ayrı bir renklilik olağanüstü sıcakkanlı insanlar topluluğu.Hele de görülen yerler,müthiş tarihi eser zenginliği,ilginç yaşamlar sizi bambaşka coğrafyalara taşıyor.Gittiğimiz üç ülkenin de bir çırpıda söyleyebileceğim çok özel yerlerini sıralamam gerekirse;Vietnam Halong Körfezi,Kamboçya Angkor Wat tapınakları,Tayland Bankok Kwai köprüsü ölüm yolu.Ölmeden görmeniz gereken yerler sıralamasında mutlaka olmalı.Ben artı hanesine buraları işledim bile,darısı sizin başınıza.Oralarda sımsıcak bir iklim yaşayınca dönünce bahar gelmiştir dedim ama giderkenden daha soğuk bir hava ile karşılaştım,işte o yüzden baharı bekleyen kumru gibiyim.......   

15 Mart 2011 Salı

Yollara düşme zamanı....

  Bahar kapıdan girdi,her yer yeşillendi çiçekler açtı.Haftasonu güney Ege taraflarına bir kaçamak yaptım pek keyifli pek hoş oldu.Tüm zorlu koşuşmalara rağmen doğanın renklerinin farkına varmak herşeye değer.Bu güzel havalara birde Fatoşun gelişi nasıl bir keyif kattı anlatamam.İşyerinde birer ikişer emeklilik haberleri bu aralar sıkça duyar olduk.Asiye ablamda aralara haberler serpiştirerek beni germek için çabalayıp duruyor.Ben iş manasında çok keyifliyim diyemiyeceğim ama keyifsizde değilim,orta şeker bugünüme şükürler ediyorum.Ev oğluş herşey yolunda gidiyor,hep derim ya yeterki sağlığımız yerinde olsun gerisi hikaye.Ikındım sıkındım parayı denkleştirdim yine bir Uzakdoğu seyahatine daha çıkıyorum.Tur şirketi aynı, Hindistan gezisinden 7 kişi  bu turda da beraberiz.Heyecan dorukta ufak ufak hazırlıklara başladım.bir taraftan Fatoş ile birlikte olma çabalarım bu hafta çabuk geçiyor sanki.Gezinin en keyifli tarafı dönüşte bir gece İstanbul da oğluşumla olacağım.
   Geçen hafta da babiş yoktu arkadaşının yazlığına gittiler,ben Pinarikomu,Işınları,Özlem ve kızını yemeğe alarak gönül borcumu ödedim rahatladım.
 Artık tur dönüşü bol fotoğraflarla görüşmek üzere hoşçakalın........

3 Mart 2011 Perşembe

Yasaklar yasaklar....

  İki gündür bloglar üzerinde bir oyunlar oynanıyor ama hadi hayırlısı.Ben çok sıklıkla yazan birisi değilim ama yine de arada sıradada olsa sığındığım bir limanım blogum.İnsan sevincinide hüznünüde herzaman dostları ile paylaşamıyor,blog öylemi her daim kollarını açmış senin ona anlatmanı bekliyor.Örneğin ben bu haftamı çok keyifli geçiriyorum bunu bloguma rahatlıkla anlatıyorum,arkadaşlarım eee ne var bunda abartılacak birşey yok ki diyebilirler ama blogum beni anlar.Diğeceğim o ki sevgili dostlar blog sahibi olmak bir ayrıcalıktır bence,lütfen bu haklarımızın elimizden alınmaması için sesimizi yükseltelim.Basınımıza getirilen dayatmalar amatörce yazılan bloglara kadar uzandı ise vay halimize.Artık ne demokrasiden ne de özgürlükten bahsedebiliriz, biz kör kuyulara karanlık günlere hazır olalım demek durumu çok abartır mı bilmem.Haftanın son günü iç karartıcı şeyler yazmak çok hoş değil ama var olan gerçekleri de görmezden gelemeyiz.Ülkemiz için aydınlık ferah günler gelsin diyelim,ümitlerimizi tüketmeyelim..... 

28 Şubat 2011 Pazartesi

Şubat bitmeden...

      Nerdeyse  bir ay olmuş iki satır birşeyler çiziktirmemişim!Ben yazmayı severim ama nedense bu blog işine daha ısınamadım herhalde ki biraz ağır ilerliyor yazmalarım.Bir ayın özetini vermek gerekirse;sağlığım iyi,işyerinde işler rutininde gidiyor,evde bir problem yok,Acanımın cephesinde olaylar yolunda gidiyor,(telefonlarda öyle diyor) iş arkadaşlarımla aram iyi,kardeşimin cephesinde de durum sakin.Ne diyeyim Allahım ne sağlıkla ne de varlıkla bizi sınamasın,karınca kararınca geçinip gidiyorum.Dokuz gün bir güney Ege tatili yaptım çok hoş keyifli idi,fosfor yüklemesinden allerji olmaya ramak kaldı idi.Yediğim otları da sayarsak pek sağlıklı bir beslenme rejimi oldu.
  Yine yollar göründü uzaklara seyahat var.Tempo tur ve elbette Olay abimler ve Hindistan'dan ekip arkadaşlarımızın bir kısmı 5-6 kişi kadar çok heyecanlı bir Vietnam-Kamboçya-Taylant turuna katılıyorum.Hala babama Hindistanın borcunu ödüyorum ama olsun bu gezi kaçmazdı..
  Dün Pinarikom ile pazara gittik,ben sadece ot ve yeşillik aldım.Bu hafta yalnızım babam bir arkadaşının yazlığına gidiyor.Dolayısı ile yalan olan rejimime sil baştan başlayıp gezi öncesi iki üç kilo verirmiyim diye hayaller kuruyorum.Sağlığım yerinde olsun gerisi hikaye diyorum.......

30 Ocak 2011 Pazar

Haftasonu evde olmak...

   Bu haftasonu evdeyim,evin hanımı durumundayım. Cumartesi sabahı nerde ise saat on da kalktım,evde olmak tatil yapmak bu işte. Dietime harfiyen uymasamda temel bazı kurallara uymaya çalışıyorum. Katı bir yumurta ile kendimi ödüllendirdim :)) Daha sonra ise aylar hatta yıllar sonra kabaca bir ev temizliği yaptım.  Aslında bir kadın geliyor temizlik işi bana kalmıyor. Aman aman artık benden geçmiş belimin ve dizlerimin tutulduğunu söylememe gerek yok sanırım!!! Ellerimle börek hazırlayıp dolaba kaldırdım bir gün beklemesi gerekiyor portakal ağacı yemek blogu öyle diyor. Bütün bu hazırlıklar bugün teyzem ve kuzenim yeni evimizi ziyarete geliyorlar....Bugün sabah da kahvaltıdan sonra elmalı kek ve mercimek köftesi yaptım,böreğimi pişirdim. Yaptığım herşey çok başarılı idi kendimi kutluyorum :))
  Teyzem yine aynı teyzem biraz göz yaşı biraz sitem felek hep ona vurmuş!!! Şimdi en büyük derdi büyük torununun evlenmemesi :)) Eh ne yaparsınız dertsiz bir Allah var,herkesin kendine göre bir sıkıntısı var!
 Canım oğluşum da çekim için yurtdışında.Museviler ile ilgili bir belgeselin çekimi işleriyle uğraşıyorlar.Çekimler Auschwitz toplama kampı ve orda ölenler adına yapılan anma törenlerinde yapılacakmış.Bu sayede Polonyanın Krakow şehrini görecek,iş bitiminde de Almanya ve Hollandaya geçip oralarda da bir iki şehir görecek. Yol arkadaşı ilk ev arkadaşı olan Levent adında bir çocuk.Biraz prodüksiyon biraz cepten harcayıp küçük bir Avrupa turu yapacak,kazasız belasız gelirler inşallah.Leventin telefonu ile vardıklarını bildirdi,bana bunu öğrenmek yetti işte....
  Biraz burnum gıdıklanıyor umarım nezle habercisi değildir. Hemen papatya, ıhlamur,adaçayını karıştırıp kaynattım onu içeyim şifa olsun. Yarın iş günü dilerim güzel bir hafta olur.....

12 Ocak 2011 Çarşamba

Bugünler biraz hüzün, biraz keder...

   Bu haftaya güzel başlamıştım,diet programım iyi gidiyor evde de işte de bir sorun yok.Ancak dün yani salı günü sallandı ve biz çok sevdiğimiz sevgili Oktay hocamızı kaybettik....Mekanı cennet olsun benimde gebeliğimi takip etmiş üstelik muayenehanesinde beş kuruş da para almamıştı.Doğumumu devlet hastahanesinde yapmıştım teşekkür için kül tablası ve çakmak almıştım birtürlü götürememiştim hala evde duruyor.Sonra kısmet aynı klinikte çalışmamıza vesile oldu bir türlü cesaretimi toplayıp bu olayı kendisine açamadım.Öyle böyle derken kendisi emekli oldu ara ara sağlık kontrolleri için gelirdi.Her zamanki mutevaziliği ile ''Nasılsın müdüre hanım sırada hangi gezi var''diye bana takılırdı.
  Geçen hafta içinde hastahaneye yatmıştı,ben yine ritim sorunundan dolayı tahlilleri yapılıyor diye açıkçası çok olayın üstünde durmadım.Pazartesi öğle arasında bir gitsek dedim gene oturup kaldım laf salatası yaptım.Şimdi nasıl içime dert oldu gitmedim helalleşmedim diye size anlatamam.Bu bana ders olsun hastalıkta,hatta hastalıktan önce bir kişinin bende emeği varsa teşekkür etmeyi gerekirse helalleşmeyi kendime vazife edineceğim.Oktay hocam hakkınızı helal edin, size herzaman saygı duydum asla unutmayacağım birisiniz
   İşte hayatta ki en büyük gerçek, bir doğum bir de ölüm.Bu iki kavram kadar hiçbirşey sahici değil.Keşkeler yaşamamak adına kimseyle dargın kalmaya gerek yok,bir gün geliyor ki doğum ve ölüm arasında ki geçen zamanın çok çok kısa olduğunu anlıyor insan.Ben de anacığımı kaybettikten sonra bu durumu daha iyi anladım ne acı.Annem bizim üzülmememiz için sıralı öiümden bahsederdi,güzel ölümden bahsederdi.Ben şunu bilir şunu söylerim doğum beyaz,ölüm siyah.Yaşamın her anı bir beyaz bir siyah değilmidir zaten......

10 Ocak 2011 Pazartesi

Foto 1 2....

 Hindistan gezimi fotoğraflarla uzun uzun anlatmak istedim artık geçti,darısı bundan sonraki gezilerime
.

   Ama hiç olmazsa Varanasi'de Ganj nehrine mumları bırakıp dilek tuttuğum anları paylaşmak istedim:))

Ocak 10....

  Aman tanrım günler nasıl bir hızla akıp gidiyor inanılır gibi değil.Henüz yılbaşı ve ertesi derken Ocak ayının üçte biri geçivermiş,ama ama ben biraz yavaş geçsin istiyorum yarım asır geride kaldı bir yarım asrım daha yok ki olamaz yaniii!!!Yalnız dağlara taşlara yeni yıl bende yeni umutlar, yeni heyecanlar, yeni kararlar almama vesile oldu.Ayın 5'i itibarı ile ömrümde ilk kez diet yapmaya başladım.Ama öyle böyle değil nasıl kararlıyım nasıl iradeliyim anlatamam.Bir gününüzü benimle geçirmeniz gerekli,önceki halimi bilirsiniz homidi gırtlak ye ye ye....
  Şimdi şöyle anlatayım 2 gün detoks yaptım sadece bir sebzeyi 3 öğün haşlanmış olarak yedim,3 lt su
 içtim.Her aklıma yemek geldiğinde suya sarıldım,tuvalete taşınmaktan helak oldum dersem durumu abartmış sayılmam.Zaten bir müddet sonra otur kalk tuvalet taliminin pasif egzersizlere girdiğine karar verdim,hatta kaç kalori yakıyorum acaba sorusu da açlıktan uyuşmuş beynimi meşgul etmedi desem yalan olur:))
  2 gün sonunda 15 gün tamamen yağsız beslenmeye geçtim,yemekler nasıl yavan nasıl renksiz anlatamam.Her öğünde 1 dilim ekmek var,hiç ekmeğin bu kadar lezzetli olduğunu bilmezdim.Tatsız tuzsuz yemeklerin yanında ekmek muhteşem bir lezzet,yemeğin suyuna banmadığım halde!!!Bu diette favori yiyeceğim o 1 dilim ekmek.5 günde 2.5 kilo gibi  bir kayıp söz konusu,durum çok umut verici.Bakalım neler yaşayacağım sizlerle paylaşacağım.
  Bu haftaya biraz buruk başladım çünkü Pınarikom ve Azracığım İstanbulda,otobüste sus pus oturup yolculuk etmek sıkıcı oluyor.Ama ben ne yaptım,taktım kulaklıkları cep telefonunun radyosundan yumuşak yumuşak müzik dinlediiimm.Eeee medeniyet çağa ayak udurmak lazım... 

3 Ocak 2011 Pazartesi

Yeni yıl, yeni yazı...

  2011'e gezerek girdim,güney Ege sahillerinde olmak çok keyif verici idi.Yeni yılın ilk günü pırıl pırıl güneşli bir  gün ile başladı,sevdiklerimle beraber olmak doğrusu herşeye değer.Bir tek üzüntüm 6 yıldır oğluşumla yeni yılı birlikte karşılayamamak,çocukluk günlerine bir daha özlem duydum.
   Bu yıl çok değer verdiğim sevgili arkadaşlarımı tek tek arayarak yeni yıllarını kutladım,herkes çok mutlu oldu.Beni de sevgili eski eniştelerim arayarak yeni yılımı kutladılar çok mutlu oldum,hayat işte bir gün geliyor herkes bir yerlere savruluveriyor. 
   Yolculuklarım da çok keyifli geçiyor, sağolsun Teknobüsler.Giderken bir romantik komedi dönerken bir romantik komedi ooh değmen keyfime.İkramlar giderken iyi idi de dönüşte zayıftı.Bir de Söke de benim bir kitapçım vardı (korsan ama) ona uğramak isterdim yeni yıla yeni kitap hoş olurdu.Uzun zamandır kitap işini boşladım yine hafif  birşeyler bulup hayaller alemine dalıp gitmeli.Herkeste böyle mi oluyor ben kitabı okurken hemen kahramanları birilerine benzetip gezdiği yerleride gözümde canlandırıveriyorum ve o aleme giriveriyorum.
   İş yerimde cuma günü bir kutlama vardı ben gitmek zorunda idim katılamadım,canım Asiye ablam bana keşkek yediremediği için huzursuz olmuş öğlene keşkek partisi var.Oysa ben, Perin sıkı bir rejime başlıyorduk yarın başlasak salı sallanır olmaz artık çarşambaya kaldı.Bu sefer kesin kararlıyız bakalım yaza kiloları atmış girmek istiyoruz,gelişmeleri bildiririm şimdilik kalın sağlıcakla...
                                                              

Yaşam anlardan ibarettir........

Yaşam anlardan ibarettir