25 Kasım 2012 Pazar

Ingiltere`deyim:)))

Cuma gununden bu yana nihayet Brighton`dayim. Canim arkadadasim ile nasilda ozlesmisiz anlatamam. Gittik geldik sarmastik. Hava beni sasirtti ilk gun Londra Brighton arasini gunluk guneslik bir havada katettik. Eve gitmeden dogru Marina`ya gittik ve cuma geceleri pek cok Ingiliz gibi bira ve fish&chips ziyafeti yaptik. Sohbet muhabbet derken evin yolunu tuttuk. Konus konus ben bir saatten sonra devrildim. Turkiye ile iki saatlik bir zaman farki var bu bile biraz nevrimi dondurdu. Sabah her zamanki saatimde gozlerim dikiliyor,sonra da boluk porcuk uyumaya devam ediyorum. Dun biraz yuruyup markete gittik,yani arkadasimin esinin marketine. Market Turk urunleri basta olmak uzere Yunan,Italyan,Polonya'dan her tur cesidi bunyesinde barindiriyor. Bugun icin borek malzemesi alip eve donuyoruz,ben gezi defteri olusturup gecen anlarimi kaleme aliyorum. Arkadasim aksam yemeginde raki keyfi yapalim diyor hic itirazim yok kabul ediyorum. Ama daha sonra cila icin bira,esinin hatiri icin sarap icmemizi de hic izah edemeyecegim. Sabah hala hafif bir bas donmesi ile gune basladim,arkadasim hamarat borek hazirliklarina baslamis bile. Laflaya laflaya bir tepsi birde tava boregi yapiyoruz. Borekler pisince de nefis bir kahvalti ile midelerimiz senleniyor.
   Hazirlanip pazar gezmesine gidiyoruz,once Royal Pavilion'u sonra Brighton Pier'i dolastik. Cok hos vakit geciriyoruz,Old Stein'de de bir Turk hanim ile oturup kahve iciyoruz.

Royal Pavilion
  Bundan sonra ki hedefimiz Lewes,otobuse binip yagmur altinda etrafi seyreyleyerek keyifli bir yolculuk yapiyoruz. Hedefimizde bir kilise ziyareti var,onu gerceklestiriyoruz ve mutlu mesut ordan ayriliyoruz. Evler cok sirin,burasi cici bir yermis. Ancak yagmurdan dolayi pek dolasamiyoruz hafta ici bir kez daha gelelim diye karar alip otobus ile eve donuyoruz.

Bugun Mans denizi boyle idi

22 Kasım 2012 Perşembe

İngiltere bekle geliyorummmmm...

     Eylül'den bu yana vize idi,bilet idi,gideceğim,yok erteledik gidemiyorum derken inşallah yarın sabah 10 uçağı ile İstanbul oradan da 12 uçağı ile ver elini Londra. Arkadaşım da benden bir saat önce Bulgaristan'dan gelmiş ve beni bekliyor olacak, umarım. Bu tarifeler olağan saatleri gösteriyor,dilerim sıkıcı rötarlar yaşamam. Çünkü  bayram öncesi İstanbul seferim Pegasus'un üç buçuk saatlik rötarı ile tam bir kabusa dönüşmüştü.
   Toplam sekiz aktif günüm var çok iyi değerlendirip bolca gezip tozmalı bir seyahat olacak diye umuyorum,bir daha onca eziyete katlanıp kim gidecek İngiltere'ye:))) Uzun sözün kısası en az on gün sizlerle hal hatır soramayacağız,şimdilik kalın sağlıcakla...

Kara kışa gidiyorum ama,içimde bahar çiçekleri açıyor ne eylersiniz
   

19 Kasım 2012 Pazartesi

Hafta sonu fotoromanı....

Ben yine bu hafta sonu yurdumun o müstesna köşesine gittim,olağanüstü güzel tatlar damak çatlatan cinsindendi. Çok söze gerek yok bence fotoğraflar her şeyi anlatsın............................................................. 

Rüzgar türbinlerini görünce yolun yarısı bitiyor  
Gölün manzarası her daim güzel
Yol genişletme çalışmaları hala sürüyor
Akşam menüsü sokkan balığı
Çıtır çıtır yemelik
Zeytinyağlı terbiyeli kereviz
Cumartesi menüde ahtapot vardı
Bahçe çiti olmuş sarmaşıklar
Pazarın kuzusu ağdan alınan kefal



Tadına doyamadığım kefalin resmidir




Çok net değil ama o çizgi yamaç paraşütüdür

Bir hafta sonu daha her anından büyük keyif alınarak, mutlu mesut bitiverdi.Tadı damağımda mı  evettt....

15 Kasım 2012 Perşembe

Ortamda bir bahar havası dolaşıyor:))

 Bugün bizim kurumda çalışanların bayramı!!!! Maaşlarımızı aldığımız banka bize promosyon olarak bir sefere mahsus olarak ek ödeme yaptı. Ben ve yakın çevremde ki herkes çok ama çok rahatladı. Bu ödeme yapılmasa idi hepimiz batık durumda olduğumuzu kabul ediyoruz. Hemen bekleyen ödemeler yapıldı artan ile neler yapılacak planlandı. Bankanın hiç olmaz ise yılda bir kez bizi sevindirmesini hep bir ağızdan diledik. Bugün öğlen yemeğinde herkes bir tebessümkar surat ile dolaşıyordu,ortama resmen pozitif bir enerji yayılmıştı. Ben bile, diyet mutfağında balık kalmamış dediklerinde sadece canınız sağ olsun demekle yetindim. Dün böyle bir durum olsa idi en az on dakika mızırdardım. Yani dostlar bugün kurumumuzda bir bahar havası esmekte.

Bu hafta sonu yine güneşin doğuşuna tanık olacağım:))
    

14 Kasım 2012 Çarşamba

Hemen hafta bitsin...

   Biraz emir kokan bir başlık oldu,ama ne yaparsınız hemen haftanın bitmesini istemek için çok geçerli sebeplerim var. Birincisi İngiltere'ye gitmek için vaktim azalacak ikincisi ve en önemlisi de yurdumun o müstesna köşesinde üç gün iki gece geçireceğim. Bugün biletimi alınca ziyadesi ile heyecanlanıp hemen haftanın bitmesini diledim. Bir taraftan gözüm televizyonda Muhteşem Yüzyıl izliyorum,kurduğum cümleler birden bire ağdalı Arapça, Farsça kelimelerden oluşursa yadırgamayın:))
  Biraz da gelelim son dönemde ki yazılarıma gösterilen ilgiye,önceleri bir tema üzerinde mi yazsam,seyahatleri mi mi anlatsam,yoksa yemek tarifleri mi versem diye epeyce bocaladım. Oysa şimdi akıp giden günlerimin içinde olup biteni,yediklerimi, pişirdiklerimi,gezdiklerimi,gördüklerimi sizlerle paylaşınca hem ben mutlu oluyorum hem siz de beni takip etmekten keyif alıyorsunuzdur diye umut ediyorum. Bu güne kadar hiç yorum almadım,açıkçası bir kaç kişi yüzlerce kez yazılarıma tıklamıyordur değil mi:))


Uzun kış gecelerinin rengi
    

13 Kasım 2012 Salı

Hazırlıklar başladııııı.....

    Dilimi ısırarak söylüyorum İngiltere ziyaretimi umarım bir hafta gecikme ile yapabileceğim. Cumartesi günü bilet değiştirme işlemlerini yaptım,törene katıldım ucundan,mini Kemeraltı turu ile hediyelikler işini hallettim. Pazar kışlık yazlık değişimini yaptım,İngiltere için kreasyonumu belirledim.Geldim işe o meşhuuurrr izin dilekçesi verme işleri ile uğraştım.
    Orda hava şartları nasıl olacak şimdilik muamma ama ben yine de pançomu şemsiyemi almadan gitmem. Gezerken dışarıda da deri kabanımı kullanacağım,bir de o dert çıktı kabanımı boyamaya vermem lazım. Ara tara ünlü bir kuru temizleyici de karar kılmıştım onlarda demesinler mi 15 günde teslim ederiz,mümkünatı yok bana uymaz o tarihler. Balçova'da deri tamirat ve bakım işleri yapan küçücük bir işletme buldum,işletme sahibini kutluyorum internette ki web sayfasında o minicik dükkanı kocaman bir atölye gibi yayınlamışlar ya pes valla. Neyse dükkanın metre karesi ile pek işim yok önemli olan benim kabanımı eli yüzü düzgün boyasınlar yani boyasın. Çalışan kişi aynı zamanda dükkanın sahibi,boyanmış örnekler pek şıktı bakalım benim 20 yıllık kaban ne hale gelecek. Memnun kalırsam internet adresini yayınlarım,böyle basit gibi görünen işlerimiz için bazen çok çaresiz kalıp doğru adrese ulaşamadığımız da oluyor. Bir solukta son durumumu rapor ettim,bilgilerinize:))) Ben kaçar...

11 Kasım 2012 Pazar

Kasım hüzündür...

   Kasım elbette hüzündür bu asırlar geçse böyle kalacaktır,yüreğimin bir yanı da minnet duygusu ile dolup taşıyor ve mutlu oluyorum. Bu günlerimizi borçlu olduğumuz sevgili Atamızın ölüm yıl dönümü elbette her yıl daha da anlamlı oluyor. Gelecek günlerimizin belirsizliği ise o yüce insanın kıymetini daha paha biçilmez kılıyor.
   Ben anma törenine yetişemedim ancak yıllarca konuşulacak o muhteşem portrenin oluşturulmasını izleme şansına sahip oldum. Hani derler ya torunlarıma anlatacağım bir hikayem oldu.

Yıllarca hafızalardan silinmeyecek o muazzam görüntü
     Ben postane tarafında idim,özellikle yaşı biraz büyük olanların gösterdiği hassasiyet çok anlamlı idi. Çok özel bir tören için adeta giyinip kuşanmışlar tabiri caiz ise bayramlıklarını giymiş dimdik tören alanında toplanmışlardı. Hemen hemen hepsinin gözleri nemli biz bize düşeni yaptık,sıra sizde diyorlardı. Bize çok güzel örnek oldular,bizde bizden sonra gelenlere aynı düzgün duruşu sergileyeceğiz. Bakışlarımız ile sessiz bir devir teslimi yaptık. Atamızın ruhu şad olsun,biz nesiller boyu ona ve eserlerine sahip çıkacağız.

9 Kasım 2012 Cuma

Heyecan dorukta!!!!!

   İngiltere seyahatime planladığım tarihte gidemiyorum ancak bir hafta sonrası için arkadaşımla anlaştık aynı saatlerde Gatwick havaalanında buluşacağız gibi. Gibi diyorum çünkü ben daha bilet rezervasyonumu yarın Thy merkez ofisinden yaptıracağım.Bağlantılı uçuş olduğu için hepsinin denk düşmesi biraz güç olacak ama kısmetimde ne varsa o olur diyerek kendimi avutuyorum şimdilik. Bir taraftan iki arkadaşımın yıllık izinlerinin arasına 10 günlük iznimi sıkıştırıvermek de oldukça güç olacak. Bende heyecanla bu iş nasıl sonuçlanacak bekliyorum.
  Bu arada bir 10 gündür de başka bir arkadaşıma gönderdiğim kargo ile uğraşıyorum. Kargo arkadaşıma ulaştırılamadı geri bana getirildi.Üstelik hiç arkadaşımın adresine gidilmeden ne akla hizmet bana iade edildi anlayamadım ve ne acıdır ki onlarda anlatamadılar. Siz siz olun Yurt içi kargo ile kargo gönderirken iki kere düşünün. Tam bir beceriksizlik abidesi oldular ve içinde ilaç olan bir zarfın teslimatını yapamadılar. Gönderiyi yaptığım şube son derece duyarsız 2 telefon numarasına ulaşmak mümkün değil,ya meşgul ya da cevapsız kalıyor. 444'lü telefonlarına ulaşmak da başbakanlığa ulaşmaktan zor. Şikayetimi çeşitli sitelere yazarak dile getirmeye çalıştım ancak sevgili blog okuyucularıma daha çok güveniyorum,lütfen kargolarınızı bu şirkete verirken iki kere düşünün diyorum.





8 Kasım 2012 Perşembe

Son durum...

    Eveeeettt değerli okuyucularım beni an be an izlemeye devam ettiğinizi biliyorum,son durum açıklaması yapıyorum. Bugün itibarı ile İngiltere seyahatimi ileri bir tarihe almak zorunda kaldım,vardır bunun da iyi bir tarafı herhalde diye düşünüyorum. Gerekçeler nedir derseniz arkadaşım o tarihlerde oğlunun okul kayıt işleri ile uğraşacağı için ben gidişimi erteledim. Hemen önümüzde ki günleri planlamaya başladım bile,dediğim gibi vardır bir hikmeti. Maddi olarak biraz sıkıştığım bir dönemde bu gezi biraz hovardalık olacaktı,bir güç bu duruma el attı sanırım:)))

7 Kasım 2012 Çarşamba

Tok gezmek yok,artık aç gezeceğim...

   En son yaptırdığım rutin kan tetkiklerinden sonra canım çok sıkıldı,öyle mi yapsam böyle mi yapsam diye dertlenirken başka çare yok aç gezmeyi öğrenmeye karar verdim. Bir sağlıkçı olarak çok anlamsız bir yaklaşım sergiliyorum amma elden başka çare gelmiyor. Ben öyle gram gram ölçekler ile diyet yapabilmeyi asla beceremem. Yok protein ağırlıklı,yok sebze ağırlıklı,yok Akdeniz usulu,yok lahana çorbaları,yok maydanoz suları benim kıyımdan bile geçmiyor. Benim bu kan sonuçları ile acilen ama sistemli bir şekilde kilo vermem gerekiyor,ne yapmalı nasıl yapmalı derken sonuçta şu karara vardım. Ben çok sağlıksız beslenmiyorum ancak porsiyonlarım biraz büyük,birinci adım porsiyonları küçültmek olacak. Daha sonra da özellikle akşam eve varınca yemek saatine kadar abur cuburu kesmek,gün içinde de hastalardan gelen tatlı börek ikramlarını reddetmek olacak.
   Kilolarım öncelikle sağlık problemleri nedeni ile gitmeli,daha sonra estetik kaygılarım gelmeli diyorum. Ben görünüş olarak çok inatçı birisi değilim hatta fazlası ile uyumlu,geçimli biriyimdir. Ancak bu konuda çok inat edeceğim ve kilolarıma bir bir veda edeceğim. İstikrar gösterip hedeflediğim kiloya ulaşırsam emin olun sizlerle yaşadıklarımı paylaşacağım. Porsiyonlarımı küçültünce bir de Çin'de yemek yerken denediğim Chopstickleri yeniden kullansam mı diyorum:)))

5 Kasım 2012 Pazartesi

İçim sıkıldı oofff offff...

   Güzel bir haftasonu tatilinden güzel bir haftaya başlangıç yaparım diyordum ki,bu sabah verdiğim kanın sonuçları derin derin oflar çekmeme sebep oldu. Tamam kabul ediyorum ben iflah olmaz bir yemek severim (bu deyimide şimdi şu an uydurdum)karnım doysa gözüm doymuyor,sürekli açım diye ortalarda dolanıyorum. Bir de üstüne üstlük blogda yemek tarifleri verip durumu daha da ileri evrelere taşımış durumdayım. Bana bir arkadaşım gelse ya da ben bir yere gitsem ilk evela kaygım şu oluyor,ne pişirsem ne yedirsem yada ne yeriz acabayı düşünüyorum. Bu durumda bana sevgili diyetisyenlerimin zerre kadar faydası olmuyor,benim acilen bir psikologdan destek almam gerekiyor. Damarlarımda plakların çoktaaan oluşmaya başladığını biliyorum ama  bir taraftan da kurt gibi acıkma hissimin önüne geçebilmemin de yollarını arıyorum. Ara öğünüm genellikle elma, gün içinde aburcuburum pek yok ama akşam üzeri iş çıkışı kontrol elden gidiyor. Tatlı tuzlu,acı ekşi,çiğ pişmiş,hiç fark etmiyor ben süpüren abla önüme geleni silip süpürüyorum. Hep önüme hedefler koyuyorum ama hiçbiri şu ana kadar etkili olamadı,sözüm söz İngiltere'de ki arkadaşıma gidene kadar en az 3 kilo vereceğim. Bakalım bu hedef reealize olacak mı???? Şimdi çalışma masamın üstünde gözümün içine bakan kan sonuçlarını görerek iştahımı frenlemeyi planlıyorum haydi hayırlısı.
    Bir hafta önce ki lorlu kırmızı biber dolması yazısına gösterilen ilgiye teşekkürler ederim,artık yaptıklarımı yemek yok bol bol tarif var. Bu şekilde gözüm doyar bende istediğim kiloya dönerim diyorum,göreceğiz bakalım. Güzel bir hafta olsun,tasası az bereketi bol...

Yaşam anlardan ibarettir........

Yaşam anlardan ibarettir