23 Ağustos 2012 Perşembe

Yine bir heyecan,bir heyecan....

   Bayram bitti e tabii ki benim İstanbul keyfim de bitiverdi. Biraz duygu durumum düşüverdi hali ile,çünkü oğluşum ile pek hoş bir dört gün geçirdik. Genellikle evde idik,ben bir gün cankuşum Rachel ile buluştum birgün de ev arkadaşının davetlisi olarak kahvaltı için Emirgan'a gittik. Taşıdığım yemekleri afiyetle yedik hatta bir kısmını heder bile ettik,ne yapalım imkanlarımız o kadar idi. Herşeye rağmen zaman zaman oğlumun kocaman kocaman laflar etmesi gözlerimi doldurdu(tabii ki mutluluktan). Oğlum ile hergün telefon konuşması yapmamız bile biraraya geldiğimizde ki sohbetlerin yerini tutmuyor,ben yine iyi ki onu doğurmuşum diye defalarca kendimi kutladım. Evi yine herzaman ki gibi pırıl pırıl idi,sadece Tos gelip arada bacaklarıma sürtünüp tüylerini ortalığa yaymasa daha güzel olurdu. 
  İşe başladığım ilk iş günü Pinarikom ile hemen İngiltere'yi aradık bolca lafladık ve iki laf arasında benim İngiltere'ye gitmemi gündeme getirdi. Hemen bir heyecan bir heyecan sardı beni anlatamam. Vize işlemleri biraz alengirli,para durumlarım sakat,izinlerim azaldı dı dı dı....Olsun benim yüreğim kıpır kıpır,hadi hayırlısı diyorum....
 Bu kahvaltı sofrasının hikayesi bir sonra ki yazıda

17 Ağustos 2012 Cuma

İstanbulluyum bu bayram....

   Bu gün itibarı ile ben de İstanbulluyum,oğluşum ile birlikte olmak herşeye değer. Sorunsuz bir yolculuk ile geldim ve tabii biraz oğlumun beni gelip almasını bekledim. Aklıma yıllar önce Kamile teyzeciğim ile geldiğim zaman oğlu Ahmet'in gelip bizi almasını beklememiz geldi,umarım bir gün oğlum beni şoförü ile aldırır. Eve gelmemiz yine iki saatimizi aldı,ama olsun ben onu görünce sıkı sıkı sarılınca her şeyi unutuyorum. Evde hemen börek partisi yapıyoruz biraz sohbetleşiyoruz ben alışık olmadığım bir saatte uykuya yenik düşüyorum. Sabah da toparlanıp kalkmak hali ile benim için biraz zor oluyor,nerde ise öğlen saati ancak kendime geliyorum. Sabah canımcığımı öptüğümü işe uğurladığımı bile hayal meyal hatırlıyorum. Kalkıp biraz getirdiğim nevaleleri akşam için hazırlıyorum,birşeyler atıştırıyorum yine tumba yatak yapıyorum. Evde oğlumun ev arkadaşı da varmış onun kapı sesi ile uyanıyorum oooo akşam olmuş. Hemen bir market alışverişi,sosa yatırdığım ahtapotu pişirmeye başladım bakalım sonuç nasıl olacak. Bir taraftan da telefon görüşmeleri ve yarın Beşiktaş da arkadaşım ile buluşacağım,gözüm saatte oğlumu bekliyorum. Yemek ile ilgili görseller bir daha ki yazımda,şimdilik evin sevimli kedisi Tos ile ilgili fotoğrafla yetininiz efendim.

 

10 Ağustos 2012 Cuma

Sıcak çok sıcak,daha da sıcak olacak...

 
 Tatil dönüşü İzmir'in kavurucu sıcağı her an her yerde,ensede boza pişirmek tabiri tam da bu anlar için olsa gerek. Kızlar ile geleneksel Sığacık buluşmamız yine muhteşem geçti,onun dışında ben üst üste üç hafta sonu pardon iki hafta sonu evde yayılarak geçirdim. Tur dönüşü kardeşciğim kiraladıkları yazlıkta babişkom ile beni ağırladı,pek güzel bir hafta sonu oldu. Ben hafif düşük seyir deyim,dolayısı ile uykuya meyilli bir halde dolanıyorum. Bu durum pek de keyfimi kaçırmıyor,ben yemek yemeği ve uykuyu seviyorum ne demeli canım sağ olsun. Esas kızlar ile karidesi İtalyan makarnası ve Rose şarap keyfi yaptık onu bir de fotoğrafladım işte görseli.

Keyif keyif yine keyif
   Hastahanede durumlar biraz karışık,döner sermayelerimiz kesintiye uğradı. Ben bir de yıllık izin kullandım ayın birinde banka sıfır gösterdi,yani bu ay sıfırı tüketeceğim. Şaka bir yana bu ay biraz zor geçecek artık eksi hesaba yüklenirim herhalde.
   Bir de bayramda oğluşum ile olmaya karar verip erkenden biletimi aldım,yani İstanbul yolcusuyum. Son durum canımcığım çalışıyor gibi,ben artık arkadaşlarım ile hoşça vakit geçirmenin yoluna bakacağım.
  Bu haftasonu biraz iş biraz mutfak bolca da yayılarak geçecek gibi...

2 Ağustos 2012 Perşembe

Balkanlara gelirken.....

     Rehbere küstük ya hiç çıt çıkmıyor,ikili üçlü gruplar halinde sohbetler ediyoruz. Hatta ben kendimi aştım köpük bardakta içtiğim türk kahvesinin falına baktırdım,sonuç arkadaşım güzel şeyler söyledi. Yol git git bitmiyor,en arka dörtlü koltuğa bir uzanıvermişim tam iki saat deliksiz uyumuşum. Bu arada Slovenya'ya girmişiz yemek molası anonsu ile uyandım. Tepeleme bir çanak salata 5 euro,bağırsaklarım bayram yaptı. Biraz gidince Slovenya'dan çıktık Hırvatistan'a girdik,biraz suratsız polisler ile gümrük eziyeti çektik ama etkisi çabuk geçti. Herkesin mail adresi ve Facebook adını yazdıkları bir kağıdı tüm otobüse dolaştırdım. Herkes dinlenmiş,doymuş,keyifli. Şarkılara kah onayarak kah alkışlar ile katılıyorum. Nihayet gecenin bir yarısı bu güne kadar kaldığımız en güzel otele varıyoruz,biz bahtsız bedeviler üç oda değiştirip nihayet odamıza varıyoruz. Sabah da bugüne kadar ki en zengin kahvaltı ile güne başlıyoruz. Sevgili teknoloji uzmanım ile Facebook'da fotoğraf bile paylaştık,keyif tavan yapıyor. Zagreb şehir turunu otobüs ile hızla yapıp küçük bir yerel pazar geziyor ve meşhur magnet,tişort alışverişini yapıyoruz.

Hırvat folklor ekibi
  Önümüzde uzuuunnn bir yol var güneye ineceğiz hedef Dubrovnik. Otobüsün arka tar afında kızlar pijama partisi yapıyoruz,ne hikayeler ne hikayeler. Yine ihtiyaç molaları,şarkılar türküler eşliğinde önce Bosna Hersek sonrada iyice hava kararınca Dubrovnik'e varıyoruz. Şirin bir sahil kentinin gece ışıklandırılmış halini  görüyoruz,çok ihtişamlı bir kalesi var. Önce dışını sonra içini turluyoruz,biz üç ahpap çavuş müzik yapılan bir cafede şarap gecesi yapmaya karar veriyoruz. Canlı müzik harikaydı,gecenin konusu tam makaralık idi. Gırgır şamata nefis bir gece geçirdik,üçlümüz muhteşem eğlendi. Herkes mutsuz, bezgin,yorgun iken biz laylaylom bir havada toplanma alanına varıyoruz.

Dubrovnik kilise
Dubrovnik kalesi
      Bu gece yine yollardayız,hemen Karadağ sınırına varıyoruz. Geçiş sorunsuz herkes uyku modunu alıyor,ben yine koridor palas. Uyur uyanık sabahı ediyoruz,şoförün Arnavutluğa giriyoruz anonsu ile kalkıyoruz. Hırvat Arnavut sınırınıda çok oyalanmadan geçiyoruz,yorgunluktan herkes bitmiş vaziyette. Biraz bakım biraz makyaj toparlanır gibi olduk. İlk hedefimiz Makedonya'nın Ohrid şehri,ünlü bir gölü varmış tam ortasından sıcak su fışkırıyormuş. Hem köfte yiyeceğiz hem de dileyenler gölde yüzecekler. Saat 15 gibi Ohrid'e vardık,bir de yerel rehber aldık ve doğru otele gittik. Hemen yemeğe oturduk 15 dk sonra hepimizin küftesi gelmişti. Bir tatlı tabağı büyüklüğünde ortasında kaşar olan yumuşacık suyu kurumamış köfte,patates,pilav ve salata geldi. Tabii hepimiz silip süpürdük söylememe bile gerek yok. Ben göle girmedim biraz internet takıldım,Facebook'a fotoğraf yükleme işleri seri halde matematik öğretmeni arkadaşım yapıyor. Anlayacağınız ekip kuvvetli,göl kenarında iyi lafladık. Göle girenler çıkınca çarşı gezisi yapıldı,bira,magnet,dondurma,tişort muhabbeti derken buluşma yerine geç varabildik. Böylece ilk fırçamızı şeker rehberimizden yedik,3 saatlik bir yolculuk ve Üsküp şehrine varıyoruz. Tamı tamına 35 saattir yoldayız,otele varınca duş ve yatağımı seviyorum. Sabah saati yanlış kurunca erken kalkıyorum bende kahvaltıya inip tıka basa yiyorum. Hep birlikte Üsküp çarşısına varıyoruz,üç saat serbest zamanımız var. Ben geçen yıldan talimli önce bir kahvede türk kahvesi içiyoruz,sonra bürekçi,çarıkçı,magnetçi derken geçen yılki köfteciye oturduk. Yarım porsiyon köfte,bira,ayva gazozu 3.5 euro tuttu. Güle oynaya bol fotoğraflamalarla,anında Facebook'a yüklemelerle bu gezi ayrı bir renk kazanıyor. Tam vaktinde buluşup Kavala yoluna çıkıyoruz. Ben bir iğne bile almadım,makinem bozuldu çok fotoğrafda çekmedim ve geçen yıldan gelen bir doygunluk hali var. Yine 5-6 saat yolumuz var,bol lak lak şamata gırgır hele Vardar ovasından geçerken meşhur türküyü son perdeden çığırınıyoruz. Bu arada arka mahalle kızları yaşça bizden oldukça küçük bir kızımızdan mutlu evliliğin anahtarları hakkında eğitim alıyoruz,öğrenecek çok şey var çoookkk:))) Güle oynaya gökkuşağını fotoğraflayarak Kavala'ya geliyoruz.

 
 Büyük gruptan ayrılarak geçen sene yemek yediğimiz Apiko 2000 ile İngilizce öğretmenimiz sayesinde anlaşıyoruz ve diğer gruptan daha ucuza içki dahil extra ahtapot hediyesi ile bol salata, bol kalamar,herkese çipura,şarap,bira,uzo ile gecenin tadını çıkarıyoruz. Hatta bir ara bir gitarcı her dilden şarkılar söyleyerek serenad bile yaptı. Otele yürüyerek gidiyoruz,hava biraz şimşek biraz fırtına kimin umurunda.


  Otele varınca tumba yatak. Sabah erkenciyim kahvaltıya indim yayılarak kahvaltı ettim,yine fotoğraflar hemen yayınlamalar keyifler gıcır. Artık kazasız belasız evlerimize kavuşmak istiyoruz,yol boyunca önce kurabiye sonra kahve sonrada ceviz reçeli alarak euroları tüketme çabasındayız. Yol yine sohbet, muhabbet,ihtiyaç molaları derken Yunan gümrüğü Uzo almalar sonra Türk gümrüğü likör,viski çikolata son kuruşa kadar harcamaca. Hemen sen ne aldın ben ne aldım derken Eceabata gelinmece,ardından Keşan'da bir grup arkadaştan ayrılmak burulmaca. Sırası ile Gelibolu,Avşa  uzun uzun molalarla İzmir'e sabaha karşı varmayı planlıyoruz. Ben son moladan sonra arka dörtlüye bir yayıldım Karşıyaka'da arkadaşımı uğurlamak için kalkıyorum. Sırası ile Konak,Üçkuyular ve Gaziemir'de tek tek döküldük,ben yine şanslıyım göçmen arkadaşım beni babası ile eve kadar bıraktı sağolsun. Bende bir enerji bütün eşyalar yerini buldu,makine makine çamaşırlar yıkandı. Bir turu daha neşe ile anacağım,mutluyum mutlusun mutluyuz halleri.....

Yaşam anlardan ibarettir........

Yaşam anlardan ibarettir