Rehbere küstük ya hiç çıt çıkmıyor,ikili üçlü gruplar halinde sohbetler ediyoruz. Hatta ben kendimi aştım köpük bardakta içtiğim türk kahvesinin falına baktırdım,sonuç arkadaşım güzel şeyler söyledi. Yol git git bitmiyor,en arka dörtlü koltuğa bir uzanıvermişim tam iki saat deliksiz uyumuşum. Bu arada Slovenya'ya girmişiz yemek molası anonsu ile uyandım. Tepeleme bir çanak salata 5 euro,bağırsaklarım bayram yaptı. Biraz gidince Slovenya'dan çıktık Hırvatistan'a girdik,biraz suratsız polisler ile gümrük eziyeti çektik ama etkisi çabuk geçti. Herkesin mail adresi ve Facebook adını yazdıkları bir kağıdı tüm otobüse dolaştırdım. Herkes dinlenmiş,doymuş,keyifli. Şarkılara kah onayarak kah alkışlar ile katılıyorum. Nihayet gecenin bir yarısı bu güne kadar kaldığımız en güzel otele varıyoruz,biz bahtsız bedeviler üç oda değiştirip nihayet odamıza varıyoruz. Sabah da bugüne kadar ki en zengin kahvaltı ile güne başlıyoruz. Sevgili teknoloji uzmanım ile Facebook'da fotoğraf bile paylaştık,keyif tavan yapıyor. Zagreb şehir turunu otobüs ile hızla yapıp küçük bir yerel pazar geziyor ve meşhur magnet,tişort alışverişini yapıyoruz.
 |
| Hırvat folklor ekibi |
Önümüzde uzuuunnn bir yol var güneye ineceğiz hedef Dubrovnik. Otobüsün arka tar afında kızlar pijama partisi yapıyoruz,ne hikayeler ne hikayeler. Yine ihtiyaç molaları,şarkılar türküler eşliğinde önce Bosna Hersek sonrada iyice hava kararınca Dubrovnik'e varıyoruz. Şirin bir sahil kentinin gece ışıklandırılmış halini görüyoruz,çok ihtişamlı bir kalesi var. Önce dışını sonra içini turluyoruz,biz üç ahpap çavuş müzik yapılan bir cafede şarap gecesi yapmaya karar veriyoruz. Canlı müzik harikaydı,gecenin konusu tam makaralık idi. Gırgır şamata nefis bir gece geçirdik,üçlümüz muhteşem eğlendi. Herkes mutsuz, bezgin,yorgun iken biz laylaylom bir havada toplanma alanına varıyoruz.
 |
| Dubrovnik kilise |
 |
| Dubrovnik kalesi |
Bu gece yine yollardayız,hemen Karadağ sınırına varıyoruz. Geçiş sorunsuz herkes uyku modunu alıyor,ben yine koridor palas. Uyur uyanık sabahı ediyoruz,şoförün Arnavutluğa giriyoruz anonsu ile kalkıyoruz. Hırvat Arnavut sınırınıda çok oyalanmadan geçiyoruz,yorgunluktan herkes bitmiş vaziyette. Biraz bakım biraz makyaj toparlanır gibi olduk. İlk hedefimiz Makedonya'nın Ohrid şehri,ünlü bir gölü varmış tam ortasından sıcak su fışkırıyormuş. Hem köfte yiyeceğiz hem de dileyenler gölde yüzecekler. Saat 15 gibi Ohrid'e vardık,bir de yerel rehber aldık ve doğru otele gittik. Hemen yemeğe oturduk 15 dk sonra hepimizin küftesi gelmişti. Bir tatlı tabağı büyüklüğünde ortasında kaşar olan yumuşacık suyu kurumamış köfte,patates,pilav ve salata geldi. Tabii hepimiz silip süpürdük söylememe bile gerek yok. Ben göle girmedim biraz internet takıldım,Facebook'a fotoğraf yükleme işleri seri halde matematik öğretmeni arkadaşım yapıyor. Anlayacağınız ekip kuvvetli,göl kenarında iyi lafladık. Göle girenler çıkınca çarşı gezisi yapıldı,bira,magnet,dondurma,tişort muhabbeti derken buluşma yerine geç varabildik. Böylece ilk fırçamızı şeker rehberimizden yedik,3 saatlik bir yolculuk ve Üsküp şehrine varıyoruz. Tamı tamına 35 saattir yoldayız,otele varınca duş ve yatağımı seviyorum. Sabah saati yanlış kurunca erken kalkıyorum bende kahvaltıya inip tıka basa yiyorum. Hep birlikte Üsküp çarşısına varıyoruz,üç saat serbest zamanımız var. Ben geçen yıldan talimli önce bir kahvede türk kahvesi içiyoruz,sonra bürekçi,çarıkçı,magnetçi derken geçen yılki köfteciye oturduk. Yarım porsiyon köfte,bira,ayva gazozu 3.5 euro tuttu. Güle oynaya bol fotoğraflamalarla,anında Facebook'a yüklemelerle bu gezi ayrı bir renk kazanıyor. Tam vaktinde buluşup Kavala yoluna çıkıyoruz. Ben bir iğne bile almadım,makinem bozuldu çok fotoğrafda çekmedim ve geçen yıldan gelen bir doygunluk hali var. Yine 5-6 saat yolumuz var,bol lak lak şamata gırgır hele Vardar ovasından geçerken meşhur türküyü son perdeden çığırınıyoruz. Bu arada arka mahalle kızları yaşça bizden oldukça küçük bir kızımızdan mutlu evliliğin anahtarları hakkında eğitim alıyoruz,öğrenecek çok şey var çoookkk:))) Güle oynaya gökkuşağını fotoğraflayarak Kavala'ya geliyoruz.

Büyük gruptan ayrılarak geçen sene yemek yediğimiz
Apiko 2000 ile İngilizce öğretmenimiz sayesinde anlaşıyoruz ve diğer gruptan daha ucuza içki dahil extra ahtapot hediyesi ile bol salata, bol kalamar,herkese çipura,şarap,bira,uzo ile gecenin tadını çıkarıyoruz. Hatta bir ara bir gitarcı her dilden şarkılar söyleyerek serenad bile yaptı. Otele yürüyerek gidiyoruz,hava biraz şimşek biraz fırtına kimin umurunda.

Otele varınca tumba yatak. Sabah erkenciyim kahvaltıya indim yayılarak kahvaltı ettim,yine fotoğraflar hemen yayınlamalar keyifler gıcır. Artık kazasız belasız evlerimize kavuşmak istiyoruz,yol boyunca önce kurabiye sonra kahve sonrada ceviz reçeli alarak euroları tüketme çabasındayız. Yol yine sohbet, muhabbet,ihtiyaç molaları derken Yunan gümrüğü Uzo almalar sonra Türk gümrüğü likör,viski çikolata son kuruşa kadar harcamaca. Hemen sen ne aldın ben ne aldım derken Eceabata gelinmece,ardından Keşan'da bir grup arkadaştan ayrılmak burulmaca. Sırası ile Gelibolu,Avşa uzun uzun molalarla İzmir'e sabaha karşı varmayı planlıyoruz. Ben son moladan sonra arka dörtlüye bir yayıldım Karşıyaka'da arkadaşımı uğurlamak için kalkıyorum. Sırası ile Konak,Üçkuyular ve Gaziemir'de tek tek döküldük,ben yine şanslıyım göçmen arkadaşım beni babası ile eve kadar bıraktı sağolsun. Bende bir enerji bütün eşyalar yerini buldu,makine makine çamaşırlar yıkandı. Bir turu daha neşe ile anacağım,mutluyum mutlusun mutluyuz halleri.....