30 Temmuz 2012 Pazartesi

Avrupa turuna devam...

 Pisa'dan sonra ver elini güney Fransa kıyıları. Oldukça uzun bir yolculuğu şarkılar,türküler,fıkralar,bilmeceler ile güle oynaya yapıyoruz. En iyi fıkra anlatan,en iyi şarkı icra eden,en iyi bulmaca soranlar bizim otobüste toplaşmışlar. Giderek ön taraf ve arka taraf diye iki mahalle oluşuyor. Hemen hemen 2 saatte bir ihtiyaç molası veriliyor en önde iki göçmencik sırayı kimselere bırakmıyoruz. Üçyüz tane viyadüğü aşarak Nice ulaşıyoruz,günboyu yeşil ve mavinin dansını izleyerek keyifli bir on saat geçiriverdik. Gece gözü ile Nice ve Cannes görüldü,duş al yat 00:30 sabah geç kalkış 11 gibi otelden ayrılış.

 Cannes'de ki eğlencemiz atlıkarınca
    Önce Cannes gezildi,yerel rehber yok gör gözüm gördüm halleri. Serbest zamanda da yurdum insanı plaja hucum etti,ben geri kalırmıyım giymişim şortumu dizlerime kadar kuzey Akdeniz suları ile ıslanıvermişim. Bu arada ünlü film festivali binasının önünde kırmızı halı olmasada poz poz fotoğraflar ile anı ölümsüzleştiriyoruz. Unutmadan yine dondurma keyfi bir de üstüne atlı karınca keyfi yapıyorum.


  Burdan Nice geçiyoruz,meşhur Cote D'azur plajını şöyle bir turlayıp şehrin ara sokaklarına dalıyoruz,önce bir cafede buz gibi Avrupa'da ki milli serinleticimiz Amstel beer ile enerjimizi topluyoruz. Ben şeker çocuk rehberimizin pizzasından tırtıklıyorum ve engin tecrübelerimden yola çıkarak Fransız pizzasının hamuru bizim damak zevkimize daha yakın diye beyanatta bile bulunuyorum:))  Daha sonra rivayet edilen ucuz parfüm için atlılar gibi koşa koşa(süremiz azalıyor)dükkanları talan ediyoruz yok yok yok,bolca parfüm sıkınmak tek karımız oluyor ucuz mefhumu kişisel bir yorum tabii. Hiç birşey alamasak da dün gördüğümüz dönümlerce üzüm bağının meyvesi rose şaraplarımız ile çarşı turundan elimiz boş dönmüyoruz.


 Akşama doğru ise minik dev ülke Monako'ya vardık,otobüs bizi Monte Carlo'da bir casinonun önünde bıraktı. Sağa bak sola bak adeta zenginlik akıyor,o dağın eteğinde her santim oya gibi işlenip binalar ve yollar ile donatılmış. Binaların arasından bazen binanın içinden döne döne merdivenler ile sahile iniyoruz. Grup dağıldı biz iki göçmencik kıvrıla kıvrıla sahile iniyor ve bir restaurantta kerahat vaktinin hakkını verip buz gibi rose şaraplarımızı yudumluyoruz. Bana kalsa bir de deniz ürünleri ile yapılmış tagliatelle yiyip,İtalyan ve Fransız mutfağını karşılaştıracaktım amma arkadaşım benden pinti çıktı çok pahalı diyerek siparişimi engelledi. Yine dolana dolana onca merdiveni bu kez yukarıya doğru çıktık,tam vaktinde buluşma yerindeyiz. Toplanıp hareket ediyoruz güzergah tekrar İtalya daha doğrusu Venedik. El ayak çekilince ben koridor palasa serilip uyur uyanık sabahı ediyorum.


   Sabah esselatta Venedik kapılarına dayanıyoruz,Vaporetto bileti almak,binecek yeri bulmak 1.5 saatimizi aldı. 10:30 gibi Venedik karasularındayız,2.5 saat serbest zaman verildi. Buluşma noktamız San Marco meydanı,yürü yürü Venedik sokakları aşındı. Gezinin en keyifli anlarından birisi de gondola binmek oldu,6 kişi 80 euroya 20 dakika çok keyifli bir tur yaptık. Buluşma yerinden iskeleye yürümek tam da öğlen sıcağında hepimizin hışırını çıkardı. Dönüşte vaporettonun alt katını kullandık püfür püfür esti de kendimize geldik. Otobüse varınca bir güzergah krizi yaşadık,oylamalar falan hikaye oldu. Sabah gördüğümüz hediyelik eşyacılar çok uygun fiyatlı idi,tekrar oraya gitmeye şoförler ve tur operatörü taş koydu. Hepimiz kös kös yerlerimize oturduk,bir nevi küsüp homur homur homurdandık. Birileri çok da duydu.....
    Hedef Zagreb 360 km 8 saat,Balkanlar da buluşmak üzere.

29 Temmuz 2012 Pazar

İtalya merhaba.....

  Bir gece otobüs bir gece de feribotta geçen yolculuğumuz yorucu bir hal almaya başladı derken Bari'den Pompei'ye doğru yol alınca biraz da yeni yerler görecek olmanın heyecanı ve şarkılı türkülü yolculuk hepimizin keyfini yerine getiriyor. Pompei ise taşlaşmış insanlar kenti olarak hafızalarımızda yerini aldı.



 Oldukça sıcak bir havada bunalmış olarak turumuzu tamamlayıp Napoli'ye doğru yola çıkıyoruz. Küçük bir rehber krizi yaşıyoruz yeni rehber gelinceye kadar serbest zaman veriliyor,ben pek dolaşmıyorum otobüsün bizi bıraktığı yerde parça pizza yiyerek vakit öldürüyorum. Dükkanın minicik olmasına karşılık içerde kollu bir kumar makinesi bile var. Tur arkadaşlarımızla laflayarak vakit geçiriyoruz,bu arada mola verdiğimiz yer Napoli'nin baya bi kenar mahallesi. Efsane İtalyan kapkaççılarına yem olmamak için çantalarımızı sıkı sıkı önümüzde tutuyoruz. Napoli'den aklımda kalan trafik,şehir meydanında fotoğraf çektirip dolaşan yeni evli çiftler,marinaya tepeden bakış,Avrupa'nın 2.büyük limanı burda imiş.

Napoli limanı
    Bir de kapalı çarşısını kapanmak üzere iken gezdik Akdeniz'in tam ortası bu çarşının içinde bir nokta imiş bol bol fotoğraflayarak o anlarımızı ölümsüzleştirdik. İtalya'da pek çok şehirde yapacağımız dondurma yeme faslına ilk olarak burda başladık. Dondurmacı bize tuvaletlerini kullandırmadığı için bir daha ki gelişimizde burdan alışveriş etmemeye yemin ettik:)) 
   Artık yorgunluktan bitap bir şekilde Roma yoluna döküldük,4 saatin sonunda otelimizdeyiz.Otel 4 yıldızlı idare eder,yorgunluktan sanırım herkes yerini beğendi,bir duş tumba yatak.


Roma'da Collesium
Aşk çeşmesi
Vatikan
  Bugün herkes çok zinde Roma'yı fethetmeye hazırız. Rehberimiz bir Türk bayan hızla Collesium,Aşk çeşmesi,İspanyol merdivenleri veee Vatikan gezildi ve serbest zaman verildi. Biz de dört kafadar şehir turu satın aldık bol bol Roma sokaklarını turladık. Yine bol bol magnet pazarlığı,Acanıma tişort seçmece ve akşam nefis bir deniz ürünlü spagettiye buz gibi bir beyaz şarap eşlik etti. Akşam buluşma yerinde bizim hanımlar üçer beşer naylon çantaları ile bir başka açıdan Roma'yı fethetmişlerdi:))) Ertesi günü Floransa yolundayız,yolculuk pek keyifli geçti Türk kahvesi bile içiyoruz. Rehber ile buluşma saatinden önce Floransa'dayız,hemen grubumuz öğle yemeği için meydanda bir kafeye yerleşiyoruz. Herkes pizza yedi ben inanmayacaksınız salata yedim. Yemekten sonra rehberimiz ile buluşuyoruz ve şehir merkezini bir sağa bir sola kare şeklinde geziyoruz. Bizim ekip bu kez altı kişi serbest zamanda yine şehir turu yapıyoruz hemde farklı yönlerden iki tur,Floransanın tam manası ile tadını çıkarıyoruz. Sürpriz gruptan ayrı bir otelde konakladık,pek başarılı bir durum değildi ama idare ettik. Esas otelde kahvaltının ardından Pisa için yola çıktık. Floransa Pisa arası yemyeşil uçsuz bucaksız üzüm bağları ile kaplanmış. Pisa'ya varıyoruz birde ne görelim dar bir alanda bir kule,bir kilise ve vaftizhaneden oluşuyor.  Poz poz Pisa kulesini iten pozlar çektik .


Pisa kulesi arkada,ortada kilise önde vaftizhane

20 Temmuz 2012 Cuma

Yollar beni bekler...

   İki haftalık Avrupa turundan döndüm. Kısaca özetlersem çok yorucu ama çok keyifli bir geziydi derim. Kafadan bir gece de uzatılan gezimiz unutulmazlar arasında yerini aldı. Aslında oldukça sıkıntılı bir hazırlık aşamasından sonra çıktığım bu gezi hemen hemen hiç problemsiz bitti. Şu sıralar tek eksiğim yurdumun o müstesna yerine gidememek. Ama yinede sakinim herşey de vardır bir hayır diyerek keyfimi bozmuyorum. Geldim hemen ertesi günü tur arkadaşlarım ile buluştum,fotoğraf alışverişi yaptık,sohbet ettik,keyiflendik. Zaten kimler kalıcı kimler geçici arkadaş olacak, tur sonuna doğru belli oldu. Her seyahatten elde var iki desek gönül hanem dolar taşar.
   Ben dilimin döndüğünce size gün gün nerelerde gezip dolaştık, becerebildiğim kadar fotoğraflar ile destekleyerek anlatacağım. Gezi sıcak bir haziran günü İzmir'den başladı. Kim ile hangi koltukta oturacağım heyecanı ilk kaygımız idi. Geçen yıldan tanıdığımız tur başkanı bu yıl daha organize gibi.Yine geçen yıldan üç kişi tanıdık olunca kendimi pek huzurlu hissediyorum. Bekar bayanların çoğunluğu oluşturduğu sakin mazbut insanlar gibi görünüyorlar. Benim yanıma oturan yol arkadaşım genç bir öğretmen,biraz huysuz bir çocuk havası seziyorum ama vardır bir hikmeti deyip herşeyi zamana bırakıyorum.
   Sabah 11 gibi hareket ettik Karşıyaka,Menemen,Aliağa derken bu yolu özlediğimi fark ettim. Ayvalık,Edremit ve Akçay'da Yasa tesisleri'nde mola. Tesis 5 yıldızı hakediyor,yediğim köfte enfesdi. Altınoluk,Küçükkuyu,Ayvacık,Kaz dağlarından Çanakkale'ye doğru yol alırken yeşil ile mavinin büyüleyici dansını izliyoruz. Hiç beklemeden Eceabat feribotu ile karşıya geçiyoruz,Keşan'da kısa bir mola 4 yolcu daha alıyoruz ve gece 24'de İpsala'dayız. Gümrük işlemleri hızla hallediliyor istikamet Selanik,ben geceyi koridor palasta geçiriyorum. Ne yalan söyleyeyim rüya bile gördüm,sabahın erken saatlerinde Selanik'deyiz. İlk olarak Atamızın evini ziyaret edeceğiz.  Yunanlı polisler şaşkın tadilatta ki binanın nesini göreceğimizi merak ediyorlar,biz hiç bıkmadan tek cephesini görebildiğimiz evi poz poz fotoğraflıyoruz. Polislerin ve semt halkının şaşkın bakışları altında Atamızın evinden ayrılıyoruz,hedef Selanik kordonu. 3.5 saat serbest zamanımız var.

Selanik'de Atamızın doğduğu ev

Bu zaman zarfında yol arkadaşım ile ısınma turları yapıyorum,şaklabanlık yapıp banklara yatıyoruz ve uyuyup kalıyoruz. Sonra bankın esas sahibi evsizler gelince kalkıyoruz bir leydi edası ile lux cafede oturup frappemizi yudumluyoruz.Etrafımız pazar ayininden çıkan  gerçek leydiler ile doluşunca kalkıp buluşma yerine gidiyoruz. Ekip tamam artık İgoumenitsa yoluna çıkabiliriz. Tam da kerahat vakti minik şirin bu sahil kasabasındayız. Yine uzun bir serbest zaman dilimi verildi,bu kez arka ve ön koltuk arkadaşlarımız ile kasabayı geziyoruz. Bir vaftiz törenine hazırlanan kiliseyi poz poz fotoğraflayıp sahile iniyoruz,güneş batmak üzere manzara müthiş. Sahilde bir cafede oturup güneşi batırken frappelerimizi yudumluyoruz. Buluşma noktasına varıp hep birlikte feribota binmek için iskeleye yürüyoruz,bir saat sonra da feribottayız. Uyur uyanık bir gecenin sonunda İtalya'nın Bari limanına varıyoruz,fotoğraf çekimleri gırla gidiyor.İtalya bundan sonra ki yazımda.

Yaşam anlardan ibarettir........

Yaşam anlardan ibarettir