Yaşam hızla avuçlarımın arasında akıp gidiyor. Yine yılın son ayına geldik,bir yaş daha gençleştik. Hayata devam edenler ve yarı yolda inenlerle akıp gidiyor günlerim. Bu sene güzel geçti oh oh pek keyifli idik derken Kasım'ın son günü tonton Sevim teyzeyi çok acı bir trafik kazasında yitirdik. Üç dört gün bende cenaze evinde idim,hayatın ne denli kısacık olduğunu orda konuşulanlardan da anlıyorsun. Gelenlerin kimisi çocukluğunu,kimisi gençliğini,kimisi de son dönem diyaliz günlerini anlatırken herşey ne kadar hızlı yaşanmış demekten kendini alamıyor insan. Sevim teyze'den yemek yapımı konusunda aldığım bir iki nasihat var hiç unutmayacağım. Ben inanıyorum ki her nereye gitti ise sadece çok çok çocuklarını özleyecek,birde huysuz ve tatlı Mehmet amcayı da biraz özler gibi geliyor. Onun dışında diyaliz bittiği için çok da mutludur bile. Bundan sonra hayat Mehmet amca için çok ama çok zor olacak. Allah geride kalanlara sabır versin. Belli aralarla gelen ölüm olayları insanın yaşamını sorgulaması için iyi bir vesile oluyor.
Şunu çok iyi anladım ki hiç kimseyi kırmadan,incitmeden bir yaşam sürmek hayatı anlamlı kılıyor. Öldükten sonra giden için göz yaşı dökmek pişmanlıklarımıza yapılan yakarışlar aslında. Birinin ardından çok ağlamamak için yani pişmanlık yaşamamak adına tek yapmamız gereken şey bağışlayıcı olmak olsa gerek.
Seni çok sevmiştim Sevim teyzem nur içinde yat,mekanın cennet olsun..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder